THE CEMAAT!
Zeynep Tümer

THE CEMAAT!

Reklam

THE CEMAAT!

Türkiye Cumhuriyeti tarihi incelemelere tabii tutulduğu vakit; yazdığı her destansı kahramanlıkları,  varlığının  muhafazasını dökülen kanlara ve kaybedilen canlarla bedel ödediği gayet açık ve aşikardır. Yurt düşmanları dünden bugüne sadece harici olmakla kalmamış dahili düşmanlar menfaatleri karşılığı mevcudiyet  kazandırılarak bir nevi kale içten fethedilmek istenmiştir. Dahili düşmanlardan Gülen cemaati olarak da bilinen FETÖ terör örgütü 70’lerde filizlenip 80’lerde dal budak salan devletin tüm kurumlarına kademe kademe sızarak aynı süreç içerisinde insanların sadece güvenilir, inançlı, dürüst hoşgörülü davrandığı fakat bu sembolik görünümün arka planında büyük beyinlerin yönettiği, mayasını iki yüzlülüğün oluşturduğu küresel bir hipnoz hareketinden ibaretti.

 İNCE HASTALIK FETÖ..

FETÖ ile ilgili yaşanan en büyük şaşkınlık örgüt üyelerinin 25-30 yıl boyunca kendilerini nasıl gizledikleridir. TSK’da MİT’te Emniyet’de ve yargının her kademesinde binlerce insanın kendisini uzun süre gizlemesinin tarihte başka bir örneği yoktur. Bu durumun izahı böylesine bir teşkilatın devlet içerisinde tek başına yapılacak bir iş değil, FETÖ aleni bir şekilde 40 yıl Türkiye’yi işgal planı yapmış ve 15 Temmuz da tabiri caizse içeride aktörleri olan ama senaryosu dışarıda yazılan bir darbe hareketi düzenlemiştir. Bu süreçte sosyal ve siyasal alana yayılan paralel dinin kuklaları, cemaatin dindar ayetten, hadisten, söz eden mevzuya İslam tarihinden kılıf bulmaya çalışan cemaati meşrulaştırmaya çalışan dindar, entelektüel yüzlere sahipti. Cemaatin milleyetçi kesimi celbettiği yönü ise Türkçe Olimpiyatları ve Türkiye’yi dünyaya taşıdığını göstermekti. FETÖ’nün kendine has paralel dininin misyoner okulları vardı ve bu alandaki amacı ise İslam sosyetesi yaratarak bürokrasiye ele geçirmekti. Aynı zamanda güçlü bir gayri müslim destekçileri vardı. Yahudi, Hristiyan, Katolik, Protestan, Ortadoks, bağımsız kilise mensubu her kesimden iş birliği yaptığı insanlar vardı. Bu karanlık sularda yüzerken ki felsefesi ise ‘Gayeye giden her yol meşrudur’ idi.

Hedef olan gaye gayrimeşruluk yolunda ise giden yolda da meşru işler aramak  nesnel bir sonuca ulaştırmayacaktır. Kirli siyasetine dini, vatanı, insan canını müdahil edip şereften ve hakikatten yoksun paralel din güruhu ; bugün bedelini liyakat ile ödemek zorunda olmakla birlikte  ülkenin dış politikasında etkinlik gösteren menfaatli mütekabiliyet ilişiklerinin kesilmesi durumu Atatürk ilkeleri ışığında ülkenin, demokrasinin ,   ülke ve milletin bekası için şart olmuş durumdadır.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ARTVİN’DE GEÇERLİ SİLAH TAMİRİ RUHSATI BULUNAN İŞ YERİNE OPERASYON
ARTVİN’DE GEÇERLİ SİLAH TAMİRİ RUHSATI BULUNAN İŞ YERİNE OPERASYON
Maçta Bir Anda Yere Yığıldı
Maçta Bir Anda Yere Yığıldı